KAYGI(ANKSİYETE) BOZUKLUĞU
Kaygı Nedir?
Anksiyete veya aşırı endişe hali , stresli durumlara normal bir tepkidir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, endişe aşırı veya kronik hale gelir ve kişiler günlük hayatında korku duyar hale gelebilir.
Sürekli, yaygın anksiyete durumuna ‘’Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu’’ denir. Yine de çok sayıda kaygı ile ilgili bozukluk vardır. Bunlardan biri panik bozukluğu – belirli tetikleyicilere cevap olarak ortaya çıkan ciddi endişe olayları. Bir diğeri, elde yıkama gibi belirli davranışlarda bulunmaya yönelik ısrarcı müdahaleci düşünceler veya zorlamalarla işaretlenmiş obsesif-kompulsif bozukluktur. Travma sonrası stres bozukluğu, ciddi fiziksel hasarın meydana geldiği veya tehdit edildiği korkunç bir olaya maruz kaldıktan sonra gelişebilir. Anksiyete, sık sık depresyon ile birlikte ortaya çıkmakta ve bu ikisinin bir hastalığın ikiz yüzü olduğu düşünülmektedir. Depresyon gibi, anksiyete de erkekler de kadınlara göre 2 kat daha fazla görülür.
Genellikle, endişe önce çocukluk döneminde ortaya çıkar. Kanıtlar, hem biyolojinin hem de çevrenin hastalığa katkıda bulunabileceğini göstermektedir. Bazı insanlar kaygıya genetik yatkınlık taşıyabilir; bununla birlikte, durumun gelişmesi kaçınılmaz değildir. Erken travmatik deneyimler, vücudun normal korku işleme sistemini de hiper-reaktif hale getirebilir.
Anksiyete, bilinmeyen durumlarda abartılı kaygılar ve olumsuz sonuçların beklentileri ile belirlenir ve bu endişelere genellikle fiziksel semptomlar eşlik eder. Bunlara kas gerginliği, baş ağrısı, mide krampları ve sık idrara çıkma dahildir. Semptomları kontrol altına almak için ilaçlı olsun ya da olmasın davranışçı tedavilerin, özellikle çocuklarda, kaygıya karşı oldukça etkili olduğu görülmüştür.

Kaygı ile başa çıkma
Anksiyete Belirtileri
Tipik olarak, uzun süreli kaygıdan muzdarip olanlar, aşağıdakileri de içeren çeşitli semptomlar yaşar:Sağlık, para, aile, iş veya okul performansı hakkında aşırı endişe – herhangi bir sorun belirtisi olmasa bile çoğu durumda en kötü sonucun irrasyonel beklentileri:
* Rahatlayamama
* Sinirlilik
* Uykusuzluk hastalığı
* Yorgunluk
* Baş ağrısı
* Kas gerginliği
* Yutma zorluğu
* Titreme veya seğirme
* Sık idrara çıkma
Anksiyete Nedenleri
Anksiyete bozukluğu olan kişilerde, tehdit tepkisini kontrol eden beyin devreleri ters gider. Devrenin merkezinde, gelen sinyalleri endişe verici olarak işaretleyen ve vücudu tehlike konusunda uyarmak için beynin diğer bölümleriyle iletişim kuran bir yapı olan amigdala bulunur. Erken yaşam olayları, özellikle de travmatik olaylar, devreyi aşırı hassas olacak şekilde programlayabilir ve alarmları çok sık ve küçük provokasyonlar da bile gönderir. Hayatta kalma, tehditleri algılamak ve hızlı, otomatik harekete geçmek için sistemi uyarır, ancak endişe duyanlar, belki de duygusal hatıraların algılarını renklendirdiği için hiçbir şeyin olmadığı tehditleri görür.
Anksiyete Tedavisi
Araştırma, kaygı için en etkili tedavilerin davranışsal olduğunu göstermektedir. Bu tür tedaviler genellikle hastaları yavaş yavaş korktukları durumlara maruz bırakmayı içerir. Anksiyete terapisi, durumun altında yatan çarpık düşünce modellerini değiştirmeye de odaklanabilir. İlaçlar, hastaların kaygılarını kontrol etmelerine yardımcı olabilir, ancak genellikle tedavi sırasında etkilidirler ve genellikle durumu iyileştirmezler. Araştırmacılar, artan bir şekilde, farkındalık meditasyonunun kaygıyı azaltmaya yardımcı olan başarılı bir teknik olabileceğini söylemektedirler.
Anksiyete ile Başa Çıkma
Anksiyete bozuklukları genellikle bir terapi ve ilaç kombinasyonu ile başarılı bir şekilde giderilebilir. Terapi için hastalar, endişe uyandıran durumlara nasıl tepki vereceğini değiştirmeyi öğrendikleri psikoterapiye veya bilişsel davranışçı terapiye maruz kalabilirler. İlaçlar için, klinisyenler, sınırlı bir süre için, seçici serotonin geri alım inhibitörleri veya trisiklikler, benzodiazepinler gibi sakinleştiriciler veya antidepresanlar; ayrıca belirli olaylar için de beta blokerler de yazabilirler. Farklı stratejiler, aynı zamanda endişe duygularını deneyimleyen ancak şiddeti tanı için klinik eşiğin altına düşen insanlara yardımcı olabilir. Egzersiz yapmak, iyi uyumak, tüketilen kafein ve alkol miktarını sınırlamak gibi alışkanlıklar yardımcı olabilir. Derin nefes almak, durumları tam olarak kontrol etmek için sınırları kabul etmek, endişeli veya mantıksız düşüncelere karşı koymak, kaygı yaratma eğilimindeki durumları gözlemlemek gibi stratejilerin, insanların gelecekte kendilerini daha iyi ve hazır hissetmelerine yardımcı olarak anksiyeteyi azalttığı kanıtlanmıştır.
